Kadıköy Anadolu Lisesi Eğitim Vakfı Desteğiniz Fark Yaratacak - Müge İPLİKÇİ (KAL 84)
proje durumu
Duyurular

Müge İPLİKÇİ (KAL 84)

Uygun adım atamayanlar
Sürünerek gidiyorlar
Onun savaşına doğru.
Duyulmuyor ne uflama, puflama
Ne soru ne yakınma...

(Bertolt Brecht)

Brecht’in “III. Reich’in Korku ve Sefaleti” oyunundan alıntıladığım satırlarla başlamak istedim bu kısa yazıya. Eğitime dair yazacak olduğum satırlarla bu satırların nasıl bir ilgisi olduğunu kısaca aktarmak isterim.

Yaşamımın bir bölümünde öğretmenlik yaptım. Bu sayede, eğitim sistemimizin ne kadar köhne, dahası yeni insanları yetiştirme konusunda ne kadar hantal olduğuna bir yetişkin olarak bizzat tanık oldum. Bu yeni bir şey miydi? Elbette hayır!  Öğrencilik yıllarımda, ergen bunalımıyla eğitim adına kafamda sabitlediğim her ne varsa hemen hepsini, bu kez başka bir yerden ve başka bir açıdan tek tek bir kez daha keşfettim. Bir farkla: Ergenlikteki çaresiz isyan yerini çaresiz bir hüzne bırakmıştı...

Gel zaman git zaman şunu da fark ettim: Bir toplumu toplum yapan sağduyu, eğitim sistemimizin kıyısından köşesinden bile geçmiyordu. Başka bir deyişle genç insanlarda vicdanı, altrüizmi yani diğerkâmlığı harekete geçirtecek hiçbir eylemlilik hali söz konusu değildi. Ve hazindir ki, alt metni doğru okuduğunuzda eğitimin genel amacı, tıpkı yukarda Brecht’in tarif ettiği insanlar gibi insanlar yetiştirmekti! Kısaca söylemek gerekirse bugün şikayet ettiğimiz ne varsa kökü oradadır ve böyle giderse de orada kalacaktır... Yani bu sistemin hedefi bir takım şablonlar eşliğinde yaşamı sadece kendine benzeyenlerden ibaret sanan, kavramları sürekli birbirine karıştıran, ezberci, özgüven ve özsaygı yoksunu, düşünmeyen, risk almayan kaderine razı  insanlar yetiştirmektir... Güçlü olmayı hep birilerine çelme takma olarak algılatan, cins ayrımcılığını ve bilumum ayrımcılıkları yaşamın özü gibi sunan bulaşıcı bir hastalıktır, velhasıl. Örneğin o düşmanlar denize döküle döküle bir türlü bitememiştir. Öyle ki çağımızda doğayı katledenin en büyük düşman olduğuna bir türlü sıra gelmez.

Çatısı altında, her şeye rağmen  kendine özgü eğitim geleneğinden ve yine her şeye rağmen bu geleneği yaşatanlardan (müfredattan ve bunu ezberletip dayatanlardan değil!) çok şey öğrendiğimiz bir Kadıköy Anadolu Liseli olarak, KALEV (Kadıköy Anadolu Lisesi Eğitim Vakfı)’in  başlattığı, ‘Desteğiniz Fark Yaratacak’ sloganıyla hayata geçirdiği KALEV – Kadıköy Maarif İlkokulu Projesi’ni bu yüzden çok anlamlı buluyorum. İnanıyorum ki, oradan mezun olan çocuklarımız akıntıya kapılıp gitmek yerine, yaşamdaki varlıklarının anlamını keşfetmeyi yeğleyecek, bu güzelim ülkeyi gerçek bir dünya ülkesi olarak mutlulukla kucaklamayı, orada barış içinde yaşamayı ve onu, çoğulluğu işaret eden bir eşitlik anlayışıyla yaşatmayı amaç edineceklerdir. Ve sanırım ihtiyacımız olan da budur.

Bu arada 84 mezunu bir martı olarak, dönem arkadaşlarımızla ortaklaşa bu projeye destek veriyor olmanın mutluluğu ve onurunu da yaşadığımı burada ifade etmek isterim. İnanıyor ve umuyorum ki birçok Martı bireysel olarak, dönem olarak katkı sağlıyor, sağlayacak.

Sevgili martılar, bu projeyi yalnız bırakmayalım çünkü değişim ve dönüşüm böylesi küçük izlerle başlar.

Müge İPLİKÇİ’84